Çifte Standartlar ve Sessiz Çığlık – Epstein Davası Üzerinden İslam Dünyasına Sesleniş

Günümüzde sosyal medya, olayların hızlı bir şekilde yayılmasına ve dünya genelinde farklı toplulukların bir araya gelip tartışma platformu oluşturmasına aracılık ediyor. Ancak, bu mecra bazen çifte standartların, özellikle de öne çıkan olaylar karşısında sergilenen çelişkili tepkilerin bariz bir örneği olabiliyor. Türkiye’de münferit olayları baz alarak İslam’ı karalama çabalarına şahit olduk, ancak ABD’de ortaya çıkan #Epstein davası karşısında içimizdeki İrlandalılardan beklediğimiz eleştiri ve tepkilerin neden gelmediğini sorgulamak durumundayız.
Epstein davası, adeta dünya çapında bir deprem etkisi yaratmış, ABD başkanlarından senatörlere, sinema yıldızlarından İngiltere prensine kadar birçok ünlü ismin adının karıştığı çocuk istismarı ve cinsel suçlarla özdeşleşmiş bir skandala dönüşmüştür. Ancak, bu skandalın ortaya çıkardığı çifte standartlar karşısında İslam dünyasından gelen sesler neden bu kadar sönük?
Türkiye’de münferit olayları kullanarak İslam’ı karalama çabalarına maruz kalan toplumumuz, şimdi ABD ve Avrupa’da ortaya çıkan çarpıcı olay karşısında neden suskun? Epstein davası, sadece Amerika’yı değil, Avrupa’nın gerçek yüzünü de gözler önüne seriyor. Çocuk istismarı ve suçlamaların içinde yüzen ünlülerin, politikacıların ve soyluların adlarının geçtiği bir dava, neden bu kadar az ses getiriyor?
Yazılı görsel medianın gücüyle bu soruları dile getirirken, MOSSAD’ın elindeki iddialı kasetlerin bu sessizliğe ne kadar etki ettiği de merak konusu. İslam dünyası olarak, gerçeklerin ortaya çıkması ve adil bir soruşturmanın yapılması için çağrıda bulunuyoruz. Çifte standartları reddediyor, gerçeklerin üzerine gitme kararlılığını vurguluyoruz.
Ancak, Epstein davası
üzerinden İslam dünyasının neden sessiz kaldığı sorusunun cevabını ararken bir
diğer önemli boyut da İsrail’in her yaptığının neden onaylandığıdır. İslam
dünyası olarak, İsrail’in politikalarını sorgulamak ve bu ülkenin her eyleminin
neden haklı görüldüğünü anlamak istiyoruz ve özellikle bunun için çifte standardın
kalkması yaşanabilir adil bir dünya için birlikte hareket etmek zorundayız.
Diğer taraftan New York’ta sinagogların altındaki tüneller ve sinagogun
etrafında kaybolan çocuklar! Yoksa Türkiye’deki kaybolan çocukların akıbeti de
New York’taki çocuklar gibi mi oldu? Bu sorular da cevap bekliyor. Bu nedenle
Türkiye’deki sinagoglar, üzerlerindeki şüphenin kalkması ve dürüst Yahudilerin,
hahamların temize çıkması için sinagoglarını şeffaf bir şekilde denetlemeye
açmalıdırlar.
Unutmadan; Bazı düşük seviyeli akademisyen bozuntuları, İsrail’e yapılan ticaret gemisi saldırılarını bahane ederek, ABD ve İsrail’in haklı olduğunu iddia etmekten geri durmadılar. Yemen ve Filistin’deki masum insanların katledilmesini görmezden gelip, sanki bu acı olaylar yaşanmıyormuş gibi davranmak, sadece İsrail’in vurulan gemilerini görmek, hangi tarafı savunduklarının ve kimin adamı olduklarının vahşi bir göstergesidir. En önemlisi bu tipi tiplere hain bile diyemiyoruz çünkü birine hain demek için, o kişinin öncelikle sizden olması gerekir. Bu tür akademisyenler ise hiçbir zaman bizden olmadılar ve üzerlerine düşen görevleri yerine getirmekle kalmayıp, münafıklıklarını sürdürmekte de kararlı oldular. Bu durumu daha iyi anlayabilmek için, onların asla milletine ve değerlerine bağlı olmadıklarını görmek yeterlidir.
Sonuç olarak, bu köşe yazımda çifte standartlar, sessizlik ve İslam dünyasının karşı karşıya kaldığı bu durumu ele almaya çalıştım. Özetle, Epstein davası sadece bir olay değil, aynı zamanda dünya genelindeki çifte standartların sorgulanması için bir fırsattır. Unutmayalım ki adil bir dünya için, haklılığın yanında durmak ve gerçekleri araştırmak hepimizin sorumluluğundadır. Sosyal medyanın gücünü bu konuda kullanmak ve maskeleri düşürmek önemlidir. Hadi o zaman bu köşe yazısını paylaşalım, paylaştıralım. Haksızlığa karşı biz de saffımızı İbrahim’in ateşine su taşıyan karınca misali belirleyelim.
BİLİŞİM & SOSYAL MEDYA UZMANI
TV PROGRAM YAPIMCISI - YÖNETMEN
- ramazanavukatlık mesleği hukuk mesleği değildir. taraf olan hukukcu olamaz. bence avukatlar hakim yapılsın. iki tarafın haklarını da devletten maaş alanlar korusun. yoksa fakir avukatsız zengin 20 avukat ile çalışıyor hak yerini bulmuyor. adalet taban
- ramazannoterler hiç bir işe yaramayan kurumlar. boşuna vatandaşın parasını alıyor. bence kapatılsınlar. karşılıklı sözleşme nüshaları var olan kişiler hakkını koruyabilir.
- Şeyh Müslüm İncedalElektro optik ve savunma sanayi alanında bir çok ürün geliştirdim, bunları programınız aracılığı ile bir yatırımcı ile buluşturmak istiyorum, ürünleri programınızda çalıştırabiliriz, ciddi anlamda ses getirecek niteliktedir.
- İdris ERGİNİsmim İdris ERGİN Tokat'ın Turhal ilçesinde yaşamaktayım. 18 yaşındayım. Ak Parti 27. dönem Milletvekili Aday Adayıydım. Bir genç olarak AKİT TV'de yürütmüş olduğunuz Genç Görüş programına katılmak istiyor sizinle program yapmak istiyorum.
FACEBOOKTA BİZ